Aşk Nasıl Yaşanmalı

Aşk bin bir tarifi olmasına karşın algılamaya başladığımız yerden başlayarak yaşam sürecinde özlemlerimizle yaşamak istediğimiz yer arasında geçen ömrümüzdeki anlayışımızdır. Başka bir deyişle aşk en çok istediğimizle hiç istemediklerimizin iç içe geçtiği zaman tüketimimidir. Zira bazılarımız kendi aşkını yaşama istemine şekil verirken, bazılarımızın da bu talebine yaşam şartları şekil veriyor. Kültürel bilgimiz gelişip istemimiz özgürleştikçe söylemlere, çevremiz ile bize rehberlik edenlerin aşk tanımlarına değil de kendi aşk tanımımıza güveniriz. Bu anlamda hem yaratıcı hem de yıkıcı taraflarımızı içimizde taşıyarak bazen haklı bazen de aşka haksızlık ederiz.

Birçoğu için aşk çılgınca akan suya attığı ve atar atmaz bir etkinlik izi bırakmadan kaybolan taş gibi, kimileri içinde durağan bir göl suyuna atılan taşın oluşturduğu halklar gibi kıyılara kadar görsel gösteride iz bırakan ve içimize işleyen enerji dolu bir elektrik akımı gibi sıcacık ve yakıcıdır. İnsan kalbi ne kadar yorulursa yorulsun yaşamdan algıladıklarıyla çektiği aşk acılarını unutmaya çalışsa da yeniden kendisi için yapılandıracağı aşkla kurtuluş yolu arayan ve saçtığı elektrik duygusuna karşı koymayacağı donanımlarla yüklüdür. Bu yüklemli hayatta her kesin bir korkusunun olmasına karşı kendi gerçeğinde hep özlemini duyduğu koşulda aşkı yaşama isteğinin bir yenilikçi ve devrimci anlayış gücü vardır.

Aşka ve sevgiliye âşık olmayanlar büyük aşkları yaşayamazlar. Ancak büyük aşk yaşayanlar, büyüyen aşk istemleriyle çoğu kez bu ulvi aşklarına zarar verirler. Bu çılgın deniz suyu gibidir. Hem insanı maviliğin sonsuzluğun da yüzdürür. Hem de kopardığı fırtınalarla batırır. Bunun için aşk her yeni günde yeniden başlayacakmış becerisiyle yaşanmalıdır. Yoksa son kullanma tarihi gelmiş bir ürün gibi ömrü biter. Doğru olan ve kendini bilen kişiliklerin karşıdakini de kendisi kadar önemsemesi saygı duyması karakterinin karizması olmalıdır. Bu istem olmazsa aşk bir yük, olursa bir mutluluktur. Bunun için tanım ve tarifleri detaylandırmak, sınırsız boyutlarda aşkı tarif etmek mümkündür. Bazen her şeydir. Bazen de yozlaştırılarak kültürel etiğe uymayan hastalıklı ruh halidir. Bu nedenle kendimizi nereye koyarsak orası hep yakışan olur. Çünkü aşk âşık olunanla bir bütünselliktir. Onda kendini bulmaktır. Bu anlamda insanın akıl ve içinde kendini yenileyen devrimci yaşam anlayışındaki edinimleriyle her gelecekte aşkı daha iyi yaşayabileceği inancı ve aşkı aşk yapan anlayışı her an patlayacak sıcacık bir volkan gibi içinde saklıdır.

Aşk bir başka tanımla bizim için çok anlamlı bir düğünü, bir şöleni bir bayramı çağrıştırır. Çünkü müzikal dinletiler ve dans gizem olarak cinselliğin evrensel belirtilerinin dile getirilişindeki anlamda aşk süslüdür. Zira bu eğlentideki değme ve sarılmalar iki kişinin bir birlerinde bir bütün olma istemlerindeki arzularının adına da aşk denir. Onun içindir ki;

Bütün varlığı ile kendine
Pişmanlık acısı çektirmeden
Sonsuz bir saygı ve sevgiyle
Yüreğindeki ulvi bezenmişleriyle
Birlikte yaşamaktır aşk.

Bunun için korkak zamanların hesabında aşka darbe indirerek burkan yürek sözcüklerinde kaçınıp kır çiçeklerinden bir buketle iki gönül aşkla kaynaşmalıdır. Bu anlamda bireylerin gönül birlikteliklerinde aşk çift kişilikli bir eylem olarak tanımlansa özgür iradeleriyle sade, yalın ve evrensel anlayışlarıyla kendilerine yakışan ve armağan edilen bu yaşamı unutulmaz aşklarıyla tek kişiymişçesine yaşamaları kendi yakışanları olacaktır.

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !